Her gönülde başka mânâ


Eklenme Tarihi 5.11.2018 00:00:00


Şeyh-i Ekber Muhyiddîn İbnü’l-Arabî’nin Kur’an tefsirlerini bir araya getiren Rahmetun mine’r-Rahmân, işârî tefsir yorumuyla okurun karşısına çıktı. İbnü’l-Arabî üzerine çalışmaları bulunan Mahmûd el-Ğurâb tarafından yayına hazırlanan çalışma, Alim’in eserleri hakkında toparlayıcı bilgiler barındırıyor.

 Haber Merkezi  10 Ekim 2018, 04:00  Yeni Şafak

Mahmûd el-Ğurâb tarafından hazırlanan eser, Şeyhu’l-Ekber’in Kur’ân’a yaklaşımını derli toplu bir şekilde okuyucuya sunuyor.

Mahmûd el-Ğurâb tarafından hazırlanan eser, Şeyhu’l-Ekber’in Kur’ân’a yaklaşımını derli toplu bir şekilde okuyucuya sunuyor.

TAYFUN DEMİR

Büyük sûfî, âlim ve zâhid Muhyiddîn İbnü’l-Arabî’nin eserlerinden derlenerek oluşturulan Kur’ân tefsiri Rahmetun mine’r-Rahmân’ın ilk cildinin tercümesi ekim ayında İnsan Yayınları tarafından neşredildi. İlk cildinde Fâtiha, Bakara, Âl-i İmrân ve Nisâ surelerinin yer aldığı tefsirin tamamının dört cilt şeklinde yayınlanması planlanıyor. Suriye’de yaşayan ve İbnü’l-Arabî üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen Mahmûd el-Ğurâb tarafından hazırlanan eser, Şeyhu’l-Ekber’in Kur’ân’a yaklaşımını derli toplu bir şekilde okuyucuya sunuyor.

ESERLERDEN BİR ESER

Bir Kur’ân yorumu olarak işârî tefsir, ilim geleneğimizde azımsanamayacak bir öneme sahiptir. İşârî tefsiri diğer tefsir tarzlarından ayıran farik vasfı lugavî ve aklî muhakemeden ziyade tefsiri yapacak olan sufi âlimin gönlüne doğan mânâlardan neşet etmesidir. Bu durum her ne kadar hesabı kolayca verilebilir olmayan, öznel bir yorumlama yöntemi ile bizi karşı karşıya getirse de işârî tefsir, tasavvufa ve sûfilere yönelik toplumsal kabul sebebiyle büyük itirazlarla karşılaşmamış aksine geniş halk kitlelerince rağbet edilen bir tefsir tarzı olagelmiştir. Bunun önde gelen sebeplerinden birisi de şudur: İşârî tefsir yönteminde, kendisiyle sık sık karıştırılan bâtınî tefsirin aksine âyetlerin zâhirî anlamları kabul ve tasdik edilmektedir. Bu yorumlama yöntemini tercih eden sûfilere göre Kur’ân’da mevcut olan ifadelerin, dil kurallarına bağlı olarak ortaya çıkan ilk anlamlarının yanında sûfinin marifet derecesine göre gönlünde tebellür eden başkaca mânâları da mevcuttur.

İşârî tefsir denince evvel emirde akla gelen isimlerden biri de Şeyhü’l-Ekber Muhyiddîn ibnü’l-Arabî’dir. Eserlerine aşina olanların iyi bileceği üzere Muhyiddîn ibnü’l Arabî, Kur’ân âyetlerini çoğu zaman işârî tefsir yöntemiyle ele almıştır. Hem Futûhât-ı Mekkiyye’de hem de Fususu’l-Hikem’de bu durum bariz bir şekilde göze çarpmaktadır. Bu gibi eserlerin dışında, İbnü’l-Arabî’nin Kur’ân’ı baştan sona tefsir edip etmediği, ettiyse bu tefsirlerin elimize ulaşıp ulaşmadığı önemli bir tartışma konusudur. Rahmetun mine’r-Rahmân’ı hazırlayan Mahmûd el-Ğurâb bu konudaki değerlendirmesi şöyledir: “(Kur’ân’ı tefsir eden) Bu peygamber vârisi âlimlerden biri de Şeyh-i Ekber Muhyiddîn İbn Arabî hazretleridir. Çünkü kendisinin en azından iki tefsir kitabı te’lif etmiş olduğunu kesin olarak biliyoruz. Bunlardan biri el-Cem‘u ve’t-tafsîl fî ma‘rifeti meâni’t-tenzîl, diğeri ise Îcâzu’l-beyân fî tercemeti ani’l-Kur’ân ismini taşımaktadır.” (Rahmetun mine’r-Rahmân, s. 7-8)

Her iki eserin de İbnü’l-Arabî’ye aidiyetini Futûhat-ı Mekkiyye’deki bazı pasajlarla delillendiren el-Ğurrâb sözlerine şöyle devam etmektedir: “Bu atıflar Şeyh-i Ekber’e ait bu iki tefsirin mevcudiyetini açıkça göstermektedir. Bunun yanı sıra onun ‘tefsirimiz’, ‘bizim tefsir-i kebirimiz’ gibi ifadelerle bu tefsirlerden birine mi yoksa ikisine birden mi ya da bunlar dışında bir tefsire mi atıf yaptığından emin değiliz. Ne yazık ki işaret edilen bu tefsirler yazma nüsha olarak bugün elimizde mevcut değildir. Sadece Îcâzu’l-beyân fî tercemeti ani’l-Kur’ân isimli tefsirin Fâtiha sûresinin ve Bakara sûresinin başından bir bölümünün (1. cüzün) tefsirini ihtiva eden miktarı elimize ulaşmıştır. Daha büyük bir tefsir olan el-Cem‘u ve’t-tafsîl fî ma‘rifeti meâni’t-tenzîl isimli tefsirden ise elimize ulaşan hiçbir parça bulunmamaktadır. Îcâzu’l-beyân fî tercemeti ani’l-Kur’ân isimli metnin elimize ulaşmış olan kısmı kısa olmakla beraber burada Şeyh-i Ekber yer yer ‘bu hususu ileride zikredeceğiz’ şeklinde ifadelerle Nisâ, Mâide, A‘râf, Tâ Hâ, Sâd, Fussilet ve Muhammed sûrelerine atıf yapmaktadır. Bu veriler bize söz konusu tefsirin aslında tam bir tefsir olarak yazılmış olduğunu göstermektedir.

DOĞU’YU VE BATI’YI ETKİLEDİ

İbn Arabî Tefsiri adıyla yayınlanmış ve günümüzde mütedavil durumda olan tefsir ise İbn Arabî’nin değil Abdürrezzâk el-Kaşânî’nin (ö. 730/1330) tefsiridir. Nitekim o tefsirin yazma nüshasının sonunda bizzat Abdürrezzâk el-Kâşânî’nin mührü yer alır. Kaldı ki Şeyh-i Ekber’in Îcâzu’l-beyân fî tercemeti ani’l-Kur’ân isimli tefsirindeki üslubu ile Abdürrezzâk el-Kâşânî’nin bu tefsirdeki üslubu da oldukça farklıdır, okuyucu bunu fark edecektir.” (s. 8-9)

Rahmetun mine’r-Rahmân Şeyhü’l-Ekber’in bizzat kaleme almadığı, bilakis çeşitli kitap ve risalelerinde yer alan âyet yorumlarından derlenen bir eser olması hasebiyle, kendisinde bazı âyetler çok geniş ele alınırken bazı ayetlere kısaca mânâ verip geçilmekte, bazılarına ise hiç değinilmemektedir. Bununla birlikte kitap, gerek geçmişte gerek günümüzde, gerek Doğu’da gerekse Batı’da pek çok dinî, felsefî düşünce akımını etkilemiş, büyük bir sûfî bilginin mensup olduğu dinin temel kaynağına olan yaklaşımını ortaya koyma noktasında ehemmiyeti haizdir.

Tercümesi Marmara Üniversitesi Tefsir Anabilim Dalında çalışan Dr. Öğretim Üyesi Muhammed Coşkun tarafından yapılan Rahmetun mine’r-Rahmân ülkemizde yapılan, özelde İbnü’l-Arabî, genelde işârî tefsir çalışmalarına katkıda bulunacak ve farklı tartışmalara zemin hazırlayacak bir eser.



Copyright © İnsan Yayınları 2014